En çok eğlendiğin akşamlar, spor ayakkabı giydiğin akşamlardır.
Hogan AW15 Ayakkabı / Matras AW15 Deri Ceket / ModaTutkusu by Lovemybody Jeans / Zara Yapay Kürk Şal / Pharrell Williams for Moncler Güneş Gözlüğü
Barcelona’ya ilk kez bundan 5 sene önce gitmiştim- ve zaman ne çabuk geçmişti. İlk gittiğimde aklımda kalan lezzetli tapasları, göz alıcı Gaudi’leri, upuzuuuun plajı ve Türk’ten hallice halkıydı. E o zaman niye gitmedin tekrar diye sorabilirsiniz. Çünkü bir şekilde seyahat ederken, gittiğim yerlerin beni çok cezbetmesini, başka bir dünyada gibi hissettirmesini isterim.Barcelona ile ilgili düşündüğüm tek şeyse, ne kadar Istanbul’ a benzediğiydi. Yani kendimi bambaşka diyarlarda değil de, Istanbul’un biraz uzaktaki Avrupa kıyısında gibi hissetmiştim.
Fikrimin tamamen değiştiğini söyleyemem ama bu sefer, Barcelona’yı bir turist gibi değil – geçen sefer yeteri kadar turistik aktivite yaptığıma kanaat getirdim, oradaki yerliler gibi yaşamaya karar verdim. Hiç tarihi eserin içine girmedim, sanatsal aktivitelerde bulunmadım ve 6 km’den fazla yürümedim! Ve anladım ki, Barcelona evim gibi yaşayabileceğim, aynı zamanda kendimi çok özür hissedebileceğim nadir keyifli şehirlerden biri! Tabi, yanında doğru arkadaşların olursa! Yine bu tatilde uzun bir masa etrafında eski-yeni tanıdığım bir sürü insanla vakit geçirmeyi ne kadar özlediğimi, benim gibi düşünür-gezer arkadaşlarla tatilin ne kadar keyifli olabileceğini ve aslında insanın sevdikleri yanında olunca, her anın bir partiye dönüşebileceğini keşfettim!
Sabah kahvaltımız bir arkadaşımızın mahseninden yiyecek aşırmaya, öğle yemeklerimiz küçücük sokak masalarına maximum tapas doldurup, sokak çalgıcılarının ritmiyle bir karnavala, akşam yemeklerimiz şehrin en ilginç binalarında yüzyıllık şatomuzun barındaki kahkahalara, hatta çok abartmaya gerek yok, öğleden sonralarımız Barcelona sokaklarında bulduğumuz her yerde, bir şeyler içip, tatlı butik sahiplerini ya da sokakta Türkçe konuşanları arkadaş edinmeye dönüştü.
Neticede parti dediğin, hayatın her anına, günün tüm saatlerine, biçim değiştirerek tat veren bir yaşam biçimine büründü.
Şimdi, Barcelona’yı düşününce aklımda kalan işte bu.