Uyurgezer Düşünceler
Elimde romanım yorganımın altında uyumaya çalışırken saçmasapan şeyler düşündüğümü farkettim! İngiliz kraliyet ailesinin entrikalarından ( çünkü okuduğum kitap bundan bahsediyor) daha çok merak ettiğim bir şeyler olmasını yadırgamıyorum elbet ama bana bu saatte (hem de) cep telefonundan post yazdırıyor olması ilginç.
Peki nedir bu merakın sebebi derseniz aslında basit. Hepimizin merak ettiği şey. Bu bloglar nasıl çalışıyor? Aslında tıpkı sizin kendinize “Kim acaba bu blogunu okuduğumuz kız, normalde nasıl bir hayatı var ki?” dediğiniz anlarda, ben de blogumun trafiğini inceliyorum. Ve farkediyorum ki bugün bloguma dört bin kişi girmiş ve bu yazdıklarımı okumuş.
Peki ama kim bunlar?
Yani sen..Sen kimsin? Demiyorum ki hadi çay kahve içmeye buluşalım, herkes ilkokul birdeki gibi kendini anlatsın, ama iletişim mühim. İletişim yaşamsal.
Mesela yarın sabah metroda işe giderken gülümsemeyi geçip ağzımı kapatamayacağım bir sırıtış yerleşsin istiyorum yüzüme ve bunun için senin burada olduğunu belli etmen gerek. Birkaç kelime ya da birkaç noktalama işareti.
Böylece kendimi sürekli kendi kendime konuşuyormuşum gibi hissetmem.
Ne dersin?